Duyuru ve Teşekkür
Blogda olmadığım(yazamadığım) süre içerisinde bana olan desteklerini esirgemeyen değerli yazarım Scrol ve yorum yapan ziyaretçilerime sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Hakkınızı helal edin lütfen. Artık blog yazmıyorum. Daha önce blog yazarlığına bir çok kez ara verdiğimi fakat dayanamayıp yine yazdığımı biliyorsunuz. Ancak bu defa çok ciddi bir şekilde blog yazarlığından ayrılıyorum. Bunu zaten uzun süreli ayrılığımdan da anlamışsınızdır. Umarım sizin bende “keşke şöyle olsaydı” diyebileceğiniz bir sorumluluk altında kalmam. Yani umarım bende bi hakkınız kalmamıştır
Değerli dostlarım, tek tek isim yazmaya kalktım satırlara sığmadınız. Sizleri seviyorum.
Selametle kalın.
Allahaısmarladık
Bahri Bahadır
Erkek düğmeleri neden sağda?
Hakikaten, niçin erkeklerin tüm giysilerinde düğmeler sağda, ilikler solda iken kadın giysilerinde tam tersidir?
İşte, insanların daha çok sağ ellerini kullanmalarından dolayı yerleşen bir alışkanlık daha. Sağ elini kullanan bir insan için, sağdaki bir düğmeyi, soldaki bir iliğe geçirmek daha kolaydır. Bu nedenle de erkeklerin düğmeleri daima sağdadır.
PEKİ KADINLARIN DÜĞMELERİ NİÇİN SOLDA? KADINLARIN ÇOĞUNLUĞU DA, DAHA ÇOK SAĞ ELLERİNİ KULLANMIYOR MU?
Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlanıldığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin alamayacağı kadar pahalı idi. Düğme alabilecek zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı.
Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha rahat ve daha hızlı ilikleyebiliyorlardı (tabii erkeklerin de daha hızlı çözdüklerini söylemeye gerek yok). Bu neden(ler)le, terziler düğmeleri hizmetçinin sağına, hanımının ise soluna gelecek şekilde diker oldular. Günümüzde her kadın, kendi kendine giyinip soyunmasına rağmen nedendir bilinmez, bu adet değişmedi.
kaynak:cosmoturk.com
Tersten Yaşamak
Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel hatta mükemmel olurdu. Nasıl mı ?
Cami’de uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık içersinde, herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette.
Tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak. Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazır.
Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz. Ne güzel, hazır maaş, hazır ev…
Altmışlı yaşlara kadar her şey garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.!
Sağlığınız gittikçe düzeliyor
Kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve işe ilk başladığinız gün size hoşgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz..
Ve Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan olarak işe başlıyorsunuz. Herkes karsinizda elpence divan…
Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.
Diger hormonal Aktiviteler artıyor, fevkalade…..
Aman ne güzel günler başlıyor…
Derken birgün patron size artık üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor. Bu arada Babanız ortaya çıkmış, ‘fazla çalıştın’! diyor ‘artık eve dön,işi bırak,okumaya başla, harçlığın benden olsun…’
Keyfe bakar mısınız ?
Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor
Ekmek elden su gölden bir dönem başlıyor.
Partiler, Diskotekler, Kızların sayısı artıyor.
Derken Anne ve Babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor, araba kullanma derdi de yok artik…
Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, ‘evde otur, keyfine bak,oyuncaklarınla oyna’ diyorlar…
Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar, hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.
Derken Anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli dönem başlıyo r.
Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır.
Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz.
Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor sıcacık yumuşacık ! Gürültüsüz ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.
Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
Veee günün birinde muthiş keyifli bir gece ile hayatiniz bitiyor….
Can Yücel






